
Crysis'in hikâyesi Filipin denizinde bulunan Lingshan adalarındaki arkeoloji ekibinin ses getirecek bir keşifte bulması ile başlar. Bu sıra Kuzey Kore güçleri adayı işgal ederler. Yardım sinyali alan Amerikan güçleri adaya askerlerini gönderir. Bu askerler arasında birde Raptor ekibi vardır. Bu ekibin en büyük özelliği tecrübelerinin yanında milyon dolar değerinde Nano zırhla donanmış olmalarıdır. Takma adları Nomad, Aztec, Jester, Psycho ve Prophet olan kahramanlarımız adadaki kötülüklere karşı koymak ve Kuzey Korelilerle savaşmak için yola koyulurlar. Başrolü Nomad alırken Prophet ve özellikle Psycho ilgi gören diğer karakterler. Crysis: Warhead konusu ise gene aynı zamanda geçiyor fakat başrolde bu sefer Psycho var ve mekanlar farklı. Nomad ile Psycho'nun görev birlikteliği bir yerden sonra ayrılıyor. İşte Warhead'de tam burada başlıyor.
Psycho başına buyruk, artist, şımarık, çocuksu, söz dinlemez, küfürbaz ve prensipleri olan karmaşık bir kişiliğe sahip. Mizacı ile bu özellikleri birleşince sevilen bir karakter olmayı isteyerek ya da istemeyerek bir şekilde başardı. Böylece Crytek'in üçleme olacak denen Crysis serisine eklendi. Bilindiği üzere Warhead Crysis'in ek paketi olarak piyasaya sürülecekti fakat ek bir oyun halini aldı. Üçlemenin ikinci oyunu olmadığı biliniyor fakat kesin bir bilgi yok.
Pis Yankee
Nomad ile görevlerimiz ayrılınca biz Kuzey Korelilerle savaşıyoruz. Nomad ise adadaki kazı grubunun peşine düşüyor. Kuzey Koreliler ile Amerikan güçlerinin savaş hattına yakın bir yere indiriliyoruz. Tek başına bir ordu gücüne sahip olduğumuzdan bireysel yani bize özel görevler alıyoruz. Yolumuza çıkan düşmanları temizledikten sonra Amerikan askerlerini caydırıcı yayın yapan bir radyo istasyonunu basıyoruz. Bu süre içerisinde Warhead yeniliklerinden biri olan ASV zırhlı keşif aracını görüyor ve kullanabiliyoruz. Crysis'de olduğu gibi atmosfer bizi bir kez daha büyülüyor. Orman, canlılar, sesler, müzikler ve aksiyon peşimizi bırakmıyor. Görevden göreve geçerken emir aldığımız komuta merkezi, diğer görev arkadaşlarımız ve bizim aramızda güzel aynı zamanda bilgi verici diyaloglar geçiyor. Bu sayede senaryoyu daha iyi kavrıyoruz.
Girdiğimiz bir evde radyo yayınından durumun ne kadar ciddi olduğunu öğreniyor öyle ki diğer devletlerin arabuluculuk yapmak için görüşmelere başladığını duyuyoruz. Bu konuşmaların Türkçe olması da ayrı bir güzellik. Durmak yok yola devam diyor ve ilerliyoruz. Warhead'in diğer bir yeniliği olan silah ve mühimmat toplama sistemini görüyoruz. Elimize aldığımız silahın mermilerini Crysis'deki gibi tek tek toplamıyor yanından veya üzerinden geçmemiz yetiyor, otomatik olarak mermiyi almış oluyoruz. Bunu oyunun yapım aşamasından Crytek'de çalışan arkadaşlarımdan duymuştum. Nedeni ise aksiyonu engellemesiymiş, büyük oranda böyle olması için istekte bulunan oyuncular olmuş. Bence iyi olmamış ama kötüde değil, aksiyonu artıralım diye gerçekçilikten uzaklaşılmış.
Saatler ilerlerken görevler daha da zorlaşıyor, görev sayısı artıyor (yan görevler). Bazı takım arkadaşlarımız zora düşüyor yardım edeceğiz diye asıl görevimizi tehlikeye atıyor ve azar işitiyoruz. Yan görevleri yaparsanız içinde bulunduğunuz duruma hâkim oluyorsunuz, önerim yan görevleri de yapmanız. Her geçen bölümde oyuna bir kez daha bağlanıyoruz çünkü atmosferin büyüsü damarlarımıza işliyor. İnkâr edilemeyecek bir gerçek var ki o da Crysis'in grafik açısından rakibi yok. Görevlere dönecek olursak ilerleyen bölümlerde Nomad'in görev yaptığı, adanın diğer tarafından haberleri radyoda yayınlanan haber aracılığı ile öğreniyoruz. Crysis'i oynayanlarda spikerin söylediklerini anımsayacaklardır. Biraz sonra komuta merkezinden görevimizin değişti haberini alıyor ve Kuzey Kore'nin işi uç noktalara götürüp nükleer füze başlıkları ile Amerikalılara saldıracağını öğreniyor ve bu başlıkların peşine düşüyoruz. Fakat beklenmeyen olaylar bizi bilinmeyen yolculuklara çıkartıyor...
Yazıya ilişkin TGForumz tartışmamıza katılın...





Crysis: Warhead













Yorumunu yaz, fikrini paylaş!