Yapımcılar Far Cry 2'nin oynanabilir 50 km'lik bir haritaya sahip olduğunu söylemişlerdi. Burada aklımıza ülkemizde en çok oynan oyunlardan biri olan GTA (Grand Theft Auto) geliyor. Oyunda ilerledikçe ki zaten ilk alanımız devasa başka bir devasa alan daha açılıyor. Görevleri yerine getirmek ve mesken tuttuğumuz barakalara varmak için çeşitli araçları kullanıyoruz. Hacı Murat benzeri arabalardan Jeep'lere, Jeep'lerden kamyonetlere kadar yeterli çeşitlilikte araç var. Her ne kadar karmaşık da olsa harita ve yön bulma sistemi de yeterli seviyede. İlerledikçe haritanıza alışıyor ve zorluk çekmiyorsunuz. GTA'da binalar, dükkânlar veya sokak lambalarına göre yönünüzü bulabiliyor mekânlara aşina oluyorduk fakat Afrika yolları böyle değil her yerde ağaçlar, otlar ve uzun bitkiler var. Dolayısıyla yollar birbirine benziyor, bu da özellikle oyunun ilk anlarında haritaya bağımlı olmamıza neden oluyor. Aracı sürerken haritaya bakmak oyuna gerçekçilik katmış izlediğim filmleri ve bizzat tatile giderken yaşadığım anları hatırladım.
Diğer oyunların geçtiği mekânlarla Far Cry 2'nin Afrika'sını karşılaştırırsak, Afrika ortamını her oyuncu kaldıramaz. Parlayan güneş, sararmış otlar ve çatışmalar. Oyunun ağırlığı sizi bastırmaya başladığı zaman haritada bulunan barakalarınızdan birine gidin veya başkasına(haydutlar) ait olan bir barakayı ele geçirin ve orayı mesken tutun. Oyundaki zaman sistemi güzel ayarlanmış, kırsa süre içerisinde akşam ve sabah evrelerini görmüyorsunuz. Bundan dolayı akşam görev yapmaktan bıkanlar bu barakalarda yatmadan önce saatinin alarmını ayarlayıp sabahın erken vakitlerinde kalkıp görevlerine devam edebilir veya gidecekleri yerlere gidebilirler.
Yazıya ilişkin TGForumz tartışmamıza katılın...




Tehlikeli Bir Görevde, Devam














Yorumunu yaz, fikrini paylaş!