Oyuna Eminönü Camii avlusunda başladığımızı söylemiştik. Hemen yanımızda Agâh Efendi bize bakıyor. Bilgi pencereleri sayesinde oyundaki karakter ve oyuncularla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz. Agâh Efendi ile konuşuyoruz ve bize teşkilata katılmamız için teklifte bulunuyor. Kabul ettiğimiz takdirde Jandarma Ali ile görüşmemizi söylüyor. Görüşme sonucu ilk görevi tamamlıyor ve yeni silah ile kıyafetler kazanıyoruz. Tekrar Agâh Efendi ile konuşuyor ve ilk savaş görevimizi alıyor Eminönü'ndeki fareleri temizlemeye çalışıyoruz. Görevler böyle sürüp gidiyor. Aldığımız görevler sonucunda daha da güçleniyoruz. Başarı puanları kazanıyoruz, yeni eşyalar elde ediyoruz ve görevin zorluğuna göre seviye atlıyoruz. Böylece oyun daha da zevkli hale geliyor.
Eminönü Camii siperleriZaten bu tür oyunların oynanabilirliği de burada gizli. Ne kadar çok yenilikle karşılaşırsak oynanabilirlik bir o kadar artıyor. Neredeyse her görevde teşkilatın yeni üyeleri ile tanışıyor farklı görevler alıyoruz. Sesli konuşma bulunmayan oyunda görevler yazıya dayalı. Oyuna karakterlerinin şiveleri de yazıya dökülmüş, çok hoş olmuş. Örneğin Eminönü kıyısına gittiğimde Balıkçı İdris ile görüştüm. Görev aldığım sıra "Hamsü tava olsa da yesük" diyordu. Ayrıca karakterler bulundukları vaziyeti ve görevleri bize aktarırken çok edebi konuşuyorlar. Doğal olarak atmosfer ve bu konuşmalarla oyunu hissetmenize neden oluyor. Yarım asırdır kapalı olan İstanbul'un atmosfer adeta içime işledi. Bir bunalım içerisine giriyor ve sürekli keşfedemediğim açık olan haritanın uç noktalarına gitmek istiyorum.




Sıra Oyunda















Yorumunu yaz, fikrini paylaş!