PES 2009'un uzun süredir reklamını yaptığı oyun kipine geldi sıra: Become A Legend. Bizden bir futbol efsanesine dönüşmemiz isteniyor bu oyun kipini seçtiğimizde.

İlk önce oyuncumuzun ismini, milliyetini, güçlü olan ayağını ve sakatlanma sıklığını belirleyerek başlıyoruz oyuna. Daha sonra bizden oynamak istediğimiz alan seçmemiz isteniyor. Bir kanat oyuncusu olabileceğimiz gibi defansif veya ofansif orta saha oyuncusu da olabiliriz. Ben gittiğim takımın gol yollarındaki sorununu çözerim diyenler santrafor da olabilirler pek tabi. Stoper veya kaleci mevkilerinde ise görev alamıyoruz. Bunu da hallettikten sonra bizden görünüşümüzü belirlememiz isteniyor. Bu noktada bizi oldukça detaylı bir arayüz bekliyor. Gol sevincimizi, topla beraber koşma tarzımızı, duran toplara vuruş tekniğimizi, fiziğimizi ve bileklik, krampon gibi kullandığımız aksesuarları belirleyebiliyoruz. Özellikle yüzümüzü belirleme kısmı oldukça detaylı. Bir web kamerası yardımıyla kendi suratımızı oyuna aktarabileceğimiz gibi hazır taranmış bir vesikalık fotoğrafımız varsa oyunda kendimize çok benzeyen bir karakter yapabilmemiz mümkün. Oldukça hoş bir detay ve kesinlikle eğlenceli.

Bütün ayarları tamamladığımızda bize oynamak istediğimiz lig soruluyor. Bu seçimi de yaptığımızda futbol izcilerinin izlediği bir maça katılıyoruz. Bu maçtan sonra ise ilk transfer tekliflerimiz geliyor. Evet, bir futbol efsanesi olma yolundaki ilk adımlarımızı attık. Asıl iş bundan sonra başlıyor... Bundan sonraki amacımız ise antrenman maçlarında iyi oynayarak hocamızın ve takım arkadaşlarımızın güvenini kazanmak. Antrenman maçlarını aksatmazsak bir süre sonra yedek kulübesinde oturmaya ve maçların ikinci yarılarında forma şansı bulmaya başlıyoruz. Bu noktada gösterdiğimiz başarı ise bize ilk 11'in kapılarını açıyor ve tabii ki daha büyük kulüplerde oynayıp; kupalara uzanmanın ve bir efsane olmanın...

Oyunun başlarında benim gibi ofansif orta saha olarak oyuna başlayıp bir süre ilerde ayağınıza top gelmesini beklemekten sıkılıp defansa dönüp çizgiden top çıkarmaya çalışıp daha sonra tekrar ileriye koşmaya çalışmanız oldukça doğal. Maç tecrübesi kazanıp oyuncunuzun özellikleri de geliştikçe topla daha güzel hareketler yapmaya ve skor tabelasını etkilemeye başlıyoruz. Oyun mantığını kavradıktan sonra tek bir oyuncu olarak takım için sahada mücadele etmek çok keyifli bir hal alıyor. Ancak bu oyun kipinin çok uzun süre sıkılmadan oynanabileceğini düşünmeyin. Bir süre sonra oldukça tek düze bir hale gelebiliyor oyun. Ayrıca olgun bir futbolcu haline gelene kadar bugün sahalarda top koşturan efsaneler de bir bir yaşlanıp dede kategorisine dahil oluyorlar.

Bütün bunların ötesinde bu oyun kipinin en büyük eksilerinden biri de bizi efsane olmaya götürecek bir çok özel hareketten mahrum bırakılmamız olmuş. Zor durumda kalıp kendimizi yere attıktan sonra yan gözle hakeme "acaba penaltıyı çaldı mı?" diye bakma; elimizde kart tutuyormuş gibi elimizi hakeme doğru hızla sallayarak "hocam, kart yok mu kart?" diye bağırma veya hafta arası bizi eleştiren spor yazarlarına inat basın tribününe el hareketi çekme tuşları oyuna konmamış. Maçtan sonra bizi yakalayıp "evet, neler söyliceksin" diye soran muhabire "ne söyliyeceksini var mı ya, baksana nası katletti maçı, akşam görcez bakalım maçın tekrarında, rahat uyuyabilecek mi o hakem evine gittiğinde. bizde bu kapıdan ekmek yiyoruz ya Allah'tan kork ya, ya abi bırak ya." şeklinde yanıtlar verememeyi içimize sindirmişken en azından bu tuşların oyuna konması gerekirdi. Sürekli gerçekçilikten dem vururken, bu özelliklerin atlanması Become A Legend oyun kipi için büyük talihsizlik diyebiliriz. Hani gerçekçilik diye sormazlar mı adama?
Yazıya ilişkin TGForumz tartışmamıza katılın...


Açık Havadaki Sadakatin Krallığıdır Futbol (A. Gramsci)













Yorumunu yaz, fikrini paylaş!